Uykusuzluktan bitap düştüğüm anlarda ziyaret eder beni melekler
Pastel boyalarımla üzgün portreler; gitarımla melankolik nağmeler
Pes edinceye kadar direnirim uykunun tatlı çağrısına
Sabahın ilk ışıkları gözlerimin merceğine vurduğunda
Kabuslarımı izlerim kafatasımın sararmış çarşafında
Bir yol belirir sönmüş aklım ve solmuş ruhum arasında
Balçık bir bataklıktan dikenli çalılarla dolu bir patikaya
Yürürüm aldırmadan küflü yaralarımın iltihaplarına
Sapkınca bir zevk verir zindanlarımda yankılanan iniltiler
İçinden hayat çekilmiş yeşile çalan hasta yüzler
Post-arabesk minörlerle bezeli ağıtsal ezgiler
Üzerine kurban pazarı kokusu sinmiş ağdalı sözler